Bir süre önce Twitter hesabımdan SiberKültür üzerinde değişiklikler yaptığımı yazmıştım ve işte o değişiklikler.
Öncelikle belirmeliyim ki, köklü değişikliklere gitmek istemiyordum; dolayısıyla görsel olarak çok büyük farklılıklar göremeyebilirsiniz.
İhtiyaçlar
Beni, SiberKültür'de bu değişiklikleri yapmama iten nedenler vardı elbette ki;
- Site hakkında ve iletişim sayfaları kesinlikle göz önünde değildi, site sahipsiz gibi görünüyordu,
- Yorum sistemi gerektiğinden daha az kullanılıyordu, bu ön plana çıkartılmalıydı,
- Lezzetli yazılar yerinden kalkamayacak kadar önemliydi fakat çok da yer işgal ediyordu,
- Zaman zaman ön plana çıkarmak istediklerim için sağ tarafta yer sıkıntısı çekiyordum, bunun giderilmesi gerekiyordu.
Yapılanlar
SiberKültür bir blog ve bir blogda klasik menü stilinin uygulanmasını pek de yenilikçi bulmuyorum. Bu yüzden her ne kadar bir ana menü geliştirsem de bunu kullanmak yerine, SiberKültür hoşgeldiniz yazısının bulunduğu kutu aslında SiberKültür'ün tam ihtiyacı olan şeydi. Metin arası bağlantılar bir menü gibi çalışacak fakat bir menü gibi görünmeyecek. Ayrıca klasik görünümlü bir menünün, yeni ziyaretçileri bilgilendirecek hoşgeldiniz kutusunu yerinden etmesi de pek olumlu olmayacaktı. Bu nedenle artık hoşgeldiniz kutusu aynı zamanda bu sitenin ana menüsü.
Bir okur, yazılarda önce başlığa, sonra içeriğe bakar ve aşağıya doğru okumaya devam eder. Hayır, bu kadar basit bir şeyi aptalca bir şekilde söylemiyorum. Vurgulamak istediğim şey, ziyaretçinin göz akışı.
Önceden, yorum bağlantısı, kategoriler ve diğer bilgiler başlığın hemen altında duruyordu. Bu durumda okuyucunun yazıyı okuduktan sonra yorumunu bildirmek için en üste çıkıp, sayfa detayına gidip yorum yazması gerekiyordu (anasayfa kullanıcıları için). Bu da eminim çoğu kullanıcının daha yarı yolda vazgeçmesine neden oluyordu. Aynı şey, kategori ve diğer bilgiler için de geçerli, kullanıcı için bunlar ilk etapta değil, yazıyı okuduktan sonra anlam kazanan bilgiler. Bu nedenle bu bilgiler artık yazıların altında yer alıyor.
Lezzetli yazılar, SiberKültür'de ön plana çıkarmak istediğim yazıların bir listesi. Eminim sizin için de oldukça faydalı ki, birkaç web site sahibi bu derlemeyi kendi sitesinden paylaşmak istemişti (kendilerine teşekkürler). Ancak lezzetli yazılar zamanla o kadar büyüyor ki, site üzerinde önemli bir alanı kapsıyor. Bu nedenle artık lezzetli yazılar kategorilerine göre tıklanınca açılan bir yapıya getirildi.
Lezzetli yazılarla beraber artık sağ alan daha geniş, böylece kullanılabilecek alan daha geniş olacak, uzunluğu daha kısa olacak.
Tüm bu sayılanlardan öte, tüm SiberKültür.com HTML ve CSS kodlarını tekrar elden geçtirdim. Vakti zamanında bir CSS kütüphanesi kullanacağımı, bunun belki de 960 ızgara sistemi olacağını söylemiştim. Ancak son zamanlarda Yahoo!'nun web geliştiricilere verdiği önem benim YUI Grids CSS kütüphanesini tercih etmeme neden oldu. YUI Grids CSS, hem arabirim kolaylıkları hem de resetleme özelliğiyle işimi yarı yarıya azalttı diyebilirim. Artık SiberKültür için daha az satır sayısıyla yepyeni bir HTML ve CSS kod düzeni bulunuyor.
Yeni kod yapısıyla beraber bazı tipografik değişikliklere de gittim. Yazı stili, blockquote, code gibi tanımlayıcılar, form elementleri tamamen revizyona gitti. Bir kısmı baştan aşağı değişti, bir kısmında ise minik değişiklikler yaptım.
SiberKültür, benim için bunu yaz!
Tüm bu kod ve arayüz değişikliklerinden sonra, uzun zamandır aklımda bulunan bir özelliği de devreye soktum: SiberKültür, benim için bunu yaz!
"SiberKültür, benim için bunu yaz!", merak ettiğiniz, SiberKültür yorumuyla okumak istediğiniz, detaylı bilgi edinmek istediğiniz her türlü SiberKültür konusu üzerinde minik bir form aracılığıyla bana ulaşabileceğiniz ve bu konu hakkında bir şeyler yazılmasını talep edeceğiniz bir oyuncak.
Örneğin yabancı bir sitede gördüğünüz bir yazının daha detaylı yorumlanmasını istiyorsanız veya bir CSS tekniğinin nasıl yapıldığını merak ediyorsanız hemen buradaki formu doldurarak SiberKültür'de yazılmasını isteyebilirsiniz!
Bu iyileştirmeleri önceden görüp fikirlerini belirten Cem Başpınar, Volkan Görgülü ve Ahmet Alp Balkan'a teşekkürerimi sunarım.