Merhaba! Web 2.0, teknolojiler, web standartları, web tasarımı ve ilgili tüm konular hakkında makale ve haberlere ulaşabileceğiniz SiberKültür'e hoşgeldiniz. Dilerseniz RSS aboneliği ile yeni yazılardan ilk siz haberdar olabilirsiniz. Merak ettiklerinize hakkında sayfasından ulaşabilir, her türlü konuda irtibata geçmek için iletişim sayfasını kullanabilirsiniz.

Dört günde $10.000 bütçe ile bir web uygulaması nasıl hazırlanır?

Matt

Dün Techcrunch'da şahane bir makale okudum ve sizlerle paylaşmak istiyorum.

Matt isminde bir proje, tam 4 gün içerisinde yaklaşık $10.000'lık bir bütçe ile yayına geçti. Matt, yani Multi Account Twitter Tweeter, yani çok hesaplı Twitterlama aracı, birden çok Twitter hesabına aynı anda twit gönderme işine yarıyor.

Matt;

  • 2 geliştirici,
  • 1 tasarımcı / ön-yüz geliştiricisi,
  • 2 blogger,
  • 1 metin editörü
  • 3 halkla ilişkiler kişisi tarafından geliştirildi.

Ekip oldukça kalabalık görünebilir ancak normal şartlarda bu işi;

  • 1 geliştirici,
  • 1 tasarımcı / ön-yüz geliştiricisi,
  • 1 blogger / halkla ilişkiler kişisi ile de çıkarabilmek mümkün. Böylece masraflar da daha düşecektir.

$10.000'lık bütçe tüm ekibin maaşlarını kapsıyor. Buna ofisin masrafları ve hosting masrafları dahil edilmemiş. Çünkü hosting işini bir tanıdıkları vasıtasıyla halletmişler. Türkiye için bu durum, gönüllü bir ekip olarak düşünüldüğünde maaş yerine hosting vs masraflarıyla çok daha az olarak düşünülebilir.

Telefonlarını kapamanın, e-posta hesaplarını kontrol etmemenin kısacası dış dünyayla bağlantının koparılması, yeni bir şeye odaklandığınızda daha yüksek enerji seviyesine ulaşmanızı sağlıyormuş.

Ayrıca,

  • Görüşmelerinizi, sohbetlerinizi 10 dakika ile sınırlayın. Sabah bir 10 dakika, akşam bir 10 dakika yeterli olacaktır. Fazlası yaratıcılığınızı ve veriminizi öldürecektir.
  • Öğle molalarında bilgisayarınızdan uzak durun. Topluca yemeğe çıkmak, oyun oynamak (Wii gibi) geriye kalan zamanınızı daha iyi kullanmanıza yardımcı olacak.
  • Uygulamayı olabildiğince basit tutun. Mümkünse sadece anasayfa, yardım ve hakkında sayfaları ile açılışı yapın.
  • Bir framework ile çalışın (Techcrunch, makale, Symfony gibi). Böylece size sağladığı kolaylıklarla daha hızlı üretebilirsiniz.
  • Tasarımda öncelikle logo fikri ve renk şeması üzerinde düşünün. Kesinlikle yapıyla başlamayın, logodan sonrası çorap söküğü gibi gelecektir.
  • Asla sorgulamayın. Eğer geliştiriciler x teknolojisini kullanalım diyorlarsa bir bildikleri vardır, onlara güvenin.
  • Tasarımcı (html/css) ve geliştiricileri organize edin. Tasarımcının önce html şablonları hazırlayıp, geliştiriciye vermesi onun işlerini daha hızlandıracaktır. Sonrasında SVN gibi bir sistemle (SVN, grup projelerinde versiyonlama yapan ve kod kaybolmasını engelleyen bir sistem. Gelecekte SiberKültür'de detaylıca anlatacağım) grup çalışması oldukça etkili olacaktır.
  • Sadece tasarımcı ve geliştirici yeterli olmayacaktır. Tanıtılmasının yapılması gibi konularda başka insanlardan destek alın.

Matt ekibi tüm çalışmaları video olarak da kaydetmiş:

Matt Week - Day Two Time Lapse from Elliott Kember on Vimeo.

Apple'dan sonra şimdi 37signals de IE6'yı istemiyor

16 Haziran'da Apple yeni ürünü MobileMe'nin artık Internet Explorer 6'ya uyumlu olmayacağını açıklamıştı.

Bilmeyenler için MobileMe uygulaması PC, Mac, iPhone gibi birçok platform üzerinden bilgilerinizin senkronizasyonunu sağlayan bir servis. Dolayısıyla halen istatistiklerde %30 gibi bir oranın IE6 kullanıcısı olduğunu düşünürsek, Apple'ın attığı bu admın oldukça cesur olduğunu söyleyebilirim.

Ağustos 15 itibariyle, 37signals de Internet Explorer 6 desteğini kaldıracağını söyledi. 37signals, Basecamp, Highrise, Backpack, Campfire gibi birçok popüler web uygulamasının yaratıcısı firma. Özellikle Basecamp Türkiye dahil oldukça hatırı sayılır bir kitle tarafından proje yönetim uygulaması olarak tercih ediliyor.

2001 yılında çıkmış bir tarayıcı, Microsoft'un standartlaştırma hissiyatı içerisinde tam 7 yıl sonra halen büyük bir popülasyona sahipse bu şüphesiz Microsoft'un -iyi veya kötü- başarısıdır. Keşke aynı başarı en azından IE6'dan kurtulmak adına IE7 ile de gerçekleşebilse.

Ne ile geliştirilmiş?

BuiltWith"

BuiltWith.com isimli hizmet, web sitesinin hangi araçlarla geliştirildiğini, ne tür yazılımlar kullanıldığını ve optimizasyon skorlarını görebiliyorsunuz. Bu özellikle bu site ne ile yapılmış sorusunu sorduğunuz web siteleri için yanıt bulmanızı oldukça kolaylaştıracak.

BuiltWith servisi sayesinde web sitesinin hangi istatistik sistemini kullandığını, hangi javascript kütüphanelerini kullandığını, içerik yönetim sistemi varsa bunun ne olduğunu, alt yapısının ne olduğunu (php, asp, ...), RSS hizmeti olarak ne kullandığını ve döküman yapısını gözlemleyebiliyorsunuz. Ayrıca kendi siteniz üzerinde uygulayarak da web sitenizin optimizasyon puanlamasını inceleyebilirsiniz. Tüm bunlara artı olarak o web sitesinin bulunduğu sunucunun işletim sistemi ve bazı komponentlerini de görmenize, hangi hosting firmasında host edildiğini ve o sunucuda başka hangi alan adlarının sunulduğunu görmenize de imkan veriyor.

BuiltWith'in yan servisi olan WebsiteValued.com sayesinde ise o web sitesinin belirli kriterlere göre tahminen kaç dolar edebileceğini hesaplayabiliyorsunuz.

SiberKültür'de mini mini değişimler

Bir süre önce Twitter hesabımdan SiberKültür üzerinde değişiklikler yaptığımı yazmıştım ve işte o değişiklikler.

Öncelikle belirmeliyim ki, köklü değişikliklere gitmek istemiyordum; dolayısıyla görsel olarak çok büyük farklılıklar göremeyebilirsiniz.

İhtiyaçlar

Beni, SiberKültür'de bu değişiklikleri yapmama iten nedenler vardı elbette ki;

  1. Site hakkında ve iletişim sayfaları kesinlikle göz önünde değildi, site sahipsiz gibi görünüyordu,
  2. Yorum sistemi gerektiğinden daha az kullanılıyordu, bu ön plana çıkartılmalıydı,
  3. Lezzetli yazılar yerinden kalkamayacak kadar önemliydi fakat çok da yer işgal ediyordu,
  4. Zaman zaman ön plana çıkarmak istediklerim için sağ tarafta yer sıkıntısı çekiyordum, bunun giderilmesi gerekiyordu.
SiberKültür arayüz değişiklikleri

Yapılanlar

SiberKültür bir blog ve bir blogda klasik menü stilinin uygulanmasını pek de yenilikçi bulmuyorum. Bu yüzden her ne kadar bir ana menü geliştirsem de bunu kullanmak yerine, SiberKültür hoşgeldiniz yazısının bulunduğu kutu aslında SiberKültür'ün tam ihtiyacı olan şeydi. Metin arası bağlantılar bir menü gibi çalışacak fakat bir menü gibi görünmeyecek. Ayrıca klasik görünümlü bir menünün, yeni ziyaretçileri bilgilendirecek hoşgeldiniz kutusunu yerinden etmesi de pek olumlu olmayacaktı. Bu nedenle artık hoşgeldiniz kutusu aynı zamanda bu sitenin ana menüsü.

Bir okur, yazılarda önce başlığa, sonra içeriğe bakar ve aşağıya doğru okumaya devam eder. Hayır, bu kadar basit bir şeyi aptalca bir şekilde söylemiyorum. Vurgulamak istediğim şey, ziyaretçinin göz akışı.

Önceden, yorum bağlantısı, kategoriler ve diğer bilgiler başlığın hemen altında duruyordu. Bu durumda okuyucunun yazıyı okuduktan sonra yorumunu bildirmek için en üste çıkıp, sayfa detayına gidip yorum yazması gerekiyordu (anasayfa kullanıcıları için). Bu da eminim çoğu kullanıcının daha yarı yolda vazgeçmesine neden oluyordu. Aynı şey, kategori ve diğer bilgiler için de geçerli, kullanıcı için bunlar ilk etapta değil, yazıyı okuduktan sonra anlam kazanan bilgiler. Bu nedenle bu bilgiler artık yazıların altında yer alıyor.

Lezzetli yazılar, SiberKültür'de ön plana çıkarmak istediğim yazıların bir listesi. Eminim sizin için de oldukça faydalı ki, birkaç web site sahibi bu derlemeyi kendi sitesinden paylaşmak istemişti (kendilerine teşekkürler). Ancak lezzetli yazılar zamanla o kadar büyüyor ki, site üzerinde önemli bir alanı kapsıyor. Bu nedenle artık lezzetli yazılar kategorilerine göre tıklanınca açılan bir yapıya getirildi.

Lezzetli yazılarla beraber artık sağ alan daha geniş, böylece kullanılabilecek alan daha geniş olacak, uzunluğu daha kısa olacak.

Tüm bu sayılanlardan öte, tüm SiberKültür.com HTML ve CSS kodlarını tekrar elden geçtirdim. Vakti zamanında bir CSS kütüphanesi kullanacağımı, bunun belki de 960 ızgara sistemi olacağını söylemiştim. Ancak son zamanlarda Yahoo!'nun web geliştiricilere verdiği önem benim YUI Grids CSS kütüphanesini tercih etmeme neden oldu. YUI Grids CSS, hem arabirim kolaylıkları hem de resetleme özelliğiyle işimi yarı yarıya azalttı diyebilirim. Artık SiberKültür için daha az satır sayısıyla yepyeni bir HTML ve CSS kod düzeni bulunuyor.

Yeni kod yapısıyla beraber bazı tipografik değişikliklere de gittim. Yazı stili, blockquote, code gibi tanımlayıcılar, form elementleri tamamen revizyona gitti. Bir kısmı baştan aşağı değişti, bir kısmında ise minik değişiklikler yaptım.

SiberKültür, benim için bunu yaz!

Tüm bu kod ve arayüz değişikliklerinden sonra, uzun zamandır aklımda bulunan bir özelliği de devreye soktum: SiberKültür, benim için bunu yaz!

"SiberKültür, benim için bunu yaz!", merak ettiğiniz, SiberKültür yorumuyla okumak istediğiniz, detaylı bilgi edinmek istediğiniz her türlü SiberKültür konusu üzerinde minik bir form aracılığıyla bana ulaşabileceğiniz ve bu konu hakkında bir şeyler yazılmasını talep edeceğiniz bir oyuncak.

Örneğin yabancı bir sitede gördüğünüz bir yazının daha detaylı yorumlanmasını istiyorsanız veya bir CSS tekniğinin nasıl yapıldığını merak ediyorsanız hemen buradaki formu doldurarak SiberKültür'de yazılmasını isteyebilirsiniz!

Bu iyileştirmeleri önceden görüp fikirlerini belirten Cem Başpınar, Volkan Görgülü ve Ahmet Alp Balkan'a teşekkürerimi sunarım.

Chirrup ile siteniz Twitter yorumlarından eksik kalmasın

Chirrup Twitter yorumları

Özellikle popüler bloggerlar arasında son günlerin tartışması Friendfeed, Twitter gibi servislerin blog yorumlarını öldürüp öldürmediği konusu. İnsanların blog yazılarını başka sitelerden takip etmesi ve yazı ile ilgili yorumlarını bu sitelerin yorum sistemlerinden yapması bloglar ve yorum mekanizmalarının geleceğini düşündürüyor.

Az evvel rastladığım Chirrup isimli servis, Twitter üzerinden sizin web adresinizin bulunduğu twitleri eleyerek bunları blogunuzda göstermenizi sağlayan, yani yukarıdaki soruna bir çözüm getirmeyi amaçlayan bir servis.

Chirrup, bir eklentiden çok kendi başına bir sistem gibi çalışıyor. Dolayısıyla bazı gereksinimleri mevcut. Bunlardan en önemlisi sunucunuzun PHP desteklemesi. Ayrıca ayarları yapabilmek için site dosyalarınıza erişiminiz olması gerekiyor. Eğer bunlar hazırsa 5 dakikalık bir kurulum ile adresinize yapılan Twitter yorumlarını, sitenizde göstermek oldukça basit bir hale geliyor.

Chirrup'ı buradan indirebilir, ardından kurulum dökümanını inceleyebilirsiniz.

Eğer Türk Twitter kullanıcıları daha fazla olsaydı, ben de SiberKültür için böyle bir sistemi düşünebilirdim.

Last.fm yenileniyor

Az önce eposta kutuma düşen bir eposta, Last.fm'in yeni betasını denemek isteyip, istemediğimi sordu. Tabiki de hemen kabul ettim.

Bildiğiniz üzere Last.fm (eski adıyla Audioscrobbler) oldukça popüler bir müzik servisi. Kullanıcıların site üzerinden müzik dinleyebilmelerini, dinledikleri şarkıları paylaşabilmelerini sosyal bir servis olarak sağlıyor.

Last.fm'in beta sayfalarına ilk girdiğimde kabul etmeliyim ki önce bir duraksadım, tasarımın sanki daha kötüye gitmiş olabileceğini düşündüm, ancak sonradan önyargımın ne kadar hatalı olduğunu farkettim. Çünkü Last.fm birazdan sayacağım nedenlerden ötürü oldukça güzel bir iş çıkartıyor.

Last.fm beta ve güncel hali

Yeni tasarımda iki adet köklü değişikliğe gidilmiş. Birincisi artık tasarım tam likit (çözünürlüğe göre sayfada akışkan) değil. Aksine artık sadece belirli sınırlar içerisinde (880-1070 piksel civarı) kendini yeniden boyutlandırıyor. Yani artık 1600 piksel genişliğinde bir çözünürlükle Last.fm'i izlemeye çalıştığınızda boyun ağrısı çekmek zorunda kalmayacaksınız.

Bir diğer değişiklik ise yeni tasarım eskisine göre olabildiğince imajlardan arındırılmış durumda. Bu sayede artık kullanıcılar daha hızlı bir erişime sahip olurken, Last.fm de bant genişliğinde oldukça ciddi bir rakam tasarruf yapacak. Bu gerçekten sadelik ve site performans optimizasyonuna güzel bir örnek.

Last.fm yenileştirmeleri iki kapsamda yapılıyor. Tasarım ve alt yapısal değişiklikler. Alt yapısal olarak ise söylenen kod optimizasyonlarına gidildiği, kütüphane özelliğinin getirildiği ve durum güncelleme kutusu gibi birçok yeniliğin getirildiği.

Bunlardan en önemlisi sanırım Library yani kütüphane sayfaları. Bu özellik sayesinde artık ne tür müziklere sahip olduğumuzu etiketleyerek arkadaşlarımızla paylaşabileceğiz.

Last.fm güncelleme kutusu

Son olarak değinmek istediğim özellik ise profil sayfalarına eklenen durum güncellemeleri kutusu. Bu kutu sayesinde artık Facebook'da olduğu gibi Last.fm hayatımızda son olarak neler yaşanmış görebileceğiz. Artık bu özellik neredeyse her sitede karşımıza çıkıyor, ne kadar etkili olduğunu siz de farkettiniz mi?

Last.fm Beta şuan sadece ücretli üyelere açık dense de, ben ücretli bir üye değilim. Sanırım Audioscrobbler, Last.fm olmadan önce üye olduğum için böyle bir davetiyeyi edindim. Yine de siz de şansınızı beta.last.fm adresinden deneyebilirsiniz.

Yeni arayüz ne zaman yayına girecek bilmiyorum ancak hala yoğun çalışmalarına devam ettiklerini ve elden geçirecekleri ana bölümler olduğunu biliyorum. Yani biraz daha zamanı var. Bu zamana kadar eğer isterseniz birkaç detaylı ekran görüntüsünü sizlerle paylaşabilirim.

Alt not: Smashing Magazine'nin de tam likit yapıdan sınırlı likit yapıya geçtiğini farkettiniz mi?

TechCrunch & Webrazzi meetup'dan gazetecilik

Dün gece saatlerinde Webrazzi buluşması için Ankara'dan İstanbul'a doğru yola çıktım. Sabah İstanbul'a varmamla kendimi Starbucks'da uyuklarken bulmam bir oldu.

Saat 9 civarı sevgili Angelabs ekibi ve Burak Büyükdemir ile buluşup sohbete başlamamızdan şu ana kadar oldukça eğlenceli vakit geçirdiğimi söylemeliyim. Webrazzi buluşması, konferans salonunun tıka basa dolu olması ve konuşmacıların akıcı sohbetiyle gayet güzel ilerliyor. Zaten anlık deneyimlerimi de Twitter hesabı üzerinden paylaşıyorum, ki sanırım bunu tek yapan da benim.

Şu an hakia standında, bir nevi onların sponsorluğuyla buluşmanın gidişatının gayet keyiflendiğini söylemek istiyorum. Herşeyden öte tanıştığım insanlar, keyifli sohbetler yolculuğun verdiği yorgunluğu unutmamı sağlıyor.

İlerleyen saatlerde belki yine Hakia desteğiyle hem paneller, hem konuşmacılar, hem de tanıştığım insanlar konusunda daha detaylı bilgiler vermeye çalışacağım.

Güncellemeler

Evet gelelim meetup'dan saatler sonra izlenimlerime. Meetup, Arda Kutsal'ın da dediği gibi aslında tam bir meetup formatında değildi, daha çok konuşmacılar ve iş/arkadaşlık bağlantıları kurmak üzerine bir expo gibiydi.

Gün boyunca şikayet edeceğim sanırım sadece iki şey olacak, geri kalanı için öncelikle Webrazzi, ardından emeği geçen herkese teşekkür etmek isterim. Şikayetlerim ise, -buna bir çok kişinin katılacağını tahmin ediyorum- gün içinde verilen servisler açlığımızı bastırmaya yetmedi, ara ara Beşiktaş Pizza Hut'da bulur olduk kendimizi. Bir diğeri ise, hukuk paneli hariç, diğer paneller katılımcıların biraz kendilerini ve projelerini öne çıkarmalarıydı -bu ise tamamen kişisel yorumum-. Açıkcası projelerin başarılarından çok, bu başarıların nasıl elde edildiği gibi konular eminim çoğumuzun daha çok ilgisini çekecekti.

Meetup HatırasıMike Butcher, Ben, Harun Pekşen, Metin Kahraman

Genel olarak en çok keyif aldığım şey tanışmak isteyip, vakit bulamamaktan dolayı tanışamadığım insanlarla yüzyüze tanışabilmekti. Bunun dışında hukuk panelinde Burak Büyükdemir, Serdar Kuzuloğlu, Av. Ceyda Cimilli Akaydın ve Av. Başak Purut'ın sohbeti oldukça keyifliydi. Yarın ilk iş olarak çoğu kişinin Türkiye Bilişim Derneği'ne bilirkişi olarak başvurmak isteyeceğinden eminim.

Diğer paneller ve daha fazla yorum için sanırım hakkında benden daha iyi bir kaynak olacak ki bu da Süleyman Sönmez'in yazısı olacaktır.

İtiraf etmeliyim ki gün içerisinde 2 kere meetup'tan kaçmak zorunda kaldım, birisi oldukça acıktığımız öğle vakitlerinde Metin Kahraman ve Harun Pekşen ile Pizza Hut baskını, bir diğeri ise kokteyl öncesi Emre Sokullu ve Grou.ps ekibi olarak yaptığımız Pizza Hut (evet yine) kaçamağıydı.

Gelelim meetup'ın en önemli faydalarından birisine, tanışma faslında yüzyüze kimlerle sohbet edebildiğime. Umarım kimseyi unutmadan bu faslı da kapatabileceğim. Mike Butcher (Techcrunch UK), Erhan Erdogan (Webrazzi), Arda Kutsal (Webrazzi), Volkan Biçer (Yahoo! Türkiye), Özgür Alaz (Marketallica), Burak Büyükdemir, Murat Koçuk, Ahmet Bülent Zorlu (Trio Tasarım), Süleyman Sönmez (Güneşin Tam İçinde), Levent Bali, Sunipeyk, Ömer Enis, Tunç Kılınç (Fikir Atölyesi), Metin Kahraman(Angelabs), Harun Pekşen (Angelabs), Ekim Nazım Kaya (Botégo), Devrim Demirel (Beril Tech)

Pogo Browser incelenmek için beni bekliyor

Pogo tarayıcı

Yaklaşık 2 ay önce haberini verdiğim, bir süredir geliştirilmekte olan Pogo Browser az önce bana bir davetiye yollayarak incelemek için fırsat verdi.

Hemen heyecanla davetiye kodumu kullanarak siteye giriş yaptığımda yaşadığım ilk şok, Pogo'nun web sitesinde üyelik sistemi olarak PhpBB forum sisteminin kullanılıyor olmasıydı. Ah be AT&T, ne yaptın sen?

Bunu unutup hesabımı oluşturduktan sonra tarayıcıyı indirmek için bağlantıya tıkladım. Yaşadığım ikinci şok da burada gerçekleşti çünkü Pogo neredeyse 55mb büyüklüğünde!

Dosya indi, kurulum başladı, bitti ve Pogo artık karşımda. İlk ekran olarak kesinlikle ahım şahım birşey göremediğimi itiraf etmeliyim. Yine de kurcalamaya devam ettim ve Pogo'nun tam anlamıyla bir Firefox 2 eklentisi gibi durduğunu söylemeliyim.

Zaten Mozilla moturu üzerine kurulu olduğunu ve web sitelerini en az Firefox kadar düzgün yorumlayacağını biliyorduk. Ancak henüz beta olmasından kaynaklı olarak neredeyse tüm menüleri Firefox haliyle bırakmış olmaları yine de insanın umutlarını azaltıyor.

Firefox benzerliğinde umut kaybını giderecek tek şey, Pogo için de izin verildiği takdirde eklentiler geliştirilebileceği ve bunları Pogo'nun 3 boyutlu arayüzü üzerinde değişik şekillerde görebilecek olmamız sanırım.

Çok fazla detaya girecek birşey olmadığını, ekran görüntülerinin ve videonun herşeyi zaten anlattığını vurgulayarak son söz olarak Pogo'nun son kullanıcı için daha görsel bir Internet deneyimi yaşatmaktan öte tarayıcı savaşlarına pek de birşey katmadığını düşünüyorum.

Pogo'nun kendi çektiğim ekran görüntülerini görmek için tıklayın.

Güncelleme:
Pogo, uygulamanın proje adı şuanda. İlerisi için AT&T'nin düşündüğü 3 isim var, bunlar: AT&T Freestyle, AT&T Bezel ve AT&T Lenz. Henüz karar verilmiş durumda değil.

İstediğiniz uzantıda alan adı çok yakında

ICAAN, nam-ı diğer Internet'in tanrısı kuruluş önümüzdeki günlerde bir anket ile isteyen herkesin istediği uzantıda alan adına sahip olmasını oylamaya sunacak.

Bildiğiniz üzere ICAAN'in aldığı karara göre en üst seviye alan adları sadece .com, .net, .org gibi uzantılara ve ülke uzantılarına izin veriyor. Daha önce .xxx uzantısının reddedilmesinden sonra bu oylama eğer kabul edilirse büyük bir devrim niteliğinde olacak.

Oylama sonucuna göre artık www.istanbulu.gez, www.eren.emre, www.free.porn gibi uzantılara sahip olmak mümkün olacak. Şuan resmi bir satış fiyatı belirlenmese de tahmini satış fiyatı 50.000 dolar civarında olacak. Alan adı piyasasını düşündüğümüzde bu hiç de büyük bir ücret değil.

Alan adları üzerinden yapılan haksızlıkları önlemek adına ticari markalara bu uzantıları almak için öncelik tanınacak.

Bu değişiklikle beraber çok yeni bir piyasa daha yaratılacak. Bu da sizin istediğiniz uzantıyı aldığınız zaman bunun alt alan adlarını istediğiniz fiyattan başkalarına satabilecek olmanız. Yani .css uzantısını satın alan kişi www.tutorial.css gibi farklı alan adlarını pazarlayabilecek.

Yeni sistem kabul edilirse 2009 yılında hazır olabilecek.

Facebook, iGoogle gibi platformlara kolayca uygulama yapın: iWidgets

iWidgets

Kendi Facebook, iGoogle, Netwibes ve hatta Myspace uygulamanızı yapmak istiyor fakat gerekli yazılım bilgisine sahip olmadığınızı düşünüyorsanız iWidgets tam size göre.

iWidgets, kullanması oldukça basit bir arayüz üzerinden bir Powerpoint sunumu yaratırcasına sürükle bırak teknikleriyle basit bir RSS okuyucudan, daha karmaşık uygulamalara kadar çeşitli uygulamalar yaratabilmenize imkan sağlıyor.

Sistem oldukça basit; üye oluyorsunuz, ne tür bir uygulama yaratmak istediğinizi seçiyor ve ardından anında uygulamanızı yaratmaya başlıyorsunuz.

iWidgets ile Facebook uygulaması iWidgets ile iGoogle uygulaması

Ben de test etmek için bir Siberkültür uygulaması yarattım ve bunu başarıyla Facebook ve iGoogle üzerinden yayınladım. Üstelik bunu yapmam 10 dakika bile sürmedi! Örneğin Facebook uygulamamı http://apps.facebook.com/siberkultur/ buradan, iGoogle uygulamamı ise buradan görebilir, kendi profillerinize yükleyebilirsiniz.

iWidgets'ı kullanmak o kadar kolay ki, ekran üzerindeki yönergeler hem uygulama yaratma aşamasında hem de uygulamayı bu platformlara ekleme aşamasında size büyük kolaylıklar sağlıyor, kaybolmanızı engelliyor.

iWidgets iWidgets

Anasayfa | RSS aboneliği | SiberKültür hakkında bilmek istedikleriniz | İletişime geçin
SiberKultur.com © 2002-2008 Tüm hakları saklıdır. Site üzerinde bulunan her türlü materyal izin almadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.